Bir Vardiya, 180 Kilometre: İstanbul’da Yağmurlu Bir Kurye Günü
Sabah 06:10. Hava raporu gün boyu sağanak diyor. Kadıköy’de bir kurye noktasında vardiya başlıyor; ilk iş motorun kontrolü, ikinci iş botlar.
07:30 — İlk paket, ilk su birikintisi
Moda’da dar bir sokak, kaldırım kenarında bilek boyu su. Paket kapıya kadar elden teslim; ayak suya giriyor, çorap kuru kalıyor. Günün ilk küçük zaferi.
10:45 — Vapur güvertesi
Karaköy vapuru, ıslak metal güverte. Motor park halinde, kurye ayakta. Metal zemin yağmurda sabun gibi; derin kanallı taban burada ne işe yaradığını gösteriyor.
13:20 — Mazgal
Beşiktaş’ta trafik ışığında duruş. Ayak yere iniyor, altında rögar kapağı. Normalde kayan bu nokta bugün sorun çıkarmıyor. Kurye not düşüyor: “Topuk koruması ayaklıkta sürekli sürtünen yeri koruyor, eski botta burası iki ayda delinirdi.”
16:00 — Mola
Çay, simit ve on beş dakika. Botlar ayakta kalıyor; çıkarıp giymek tutamaklar sayesinde saniyeler sürdüğü için istenirse çıkarılabilir de. Çorap hâlâ kuru.
19:40 — Gece ve görünürlük
Hava kararıyor, yağmur hızlanıyor. Sarı koruma bölgeleri far ışığında parlıyor; bir otomobil sürücüsü sinyal verirken kuryenin ayağını fark edip bekliyor.
22:50 — Vardiya sonu
180 kilometre, 47 teslimat, sıfır düşme. Botlar musluk altında duruluyor, iç tabanlar çıkıp pencere kenarına. Yarın yine yağmur var.
Bu yazı sahadaki kuryelerle yapılan görüşmelerden derlenmiş temsili bir gün anlatımıdır. Siz de hikâyenizi bizimle paylaşmak isterseniz iletişim sayfasından yazın.